Belgesel / Edebiyat / Video

Yahuda Kralı Herod, Büyük Herod.
Vaftizci Yahya’yı getirmelerini emrettiğinde gözlerindeki yorgunluk ve alnındaki gelgit gün kadar aşikârdı. Kaşları çatılmış, çenesi sarkmış, yüzü kararmıştı. Zihni bir meseleyle meşgul olduğunda aynen böyle avuzlaşırdı çehresi.
Gardiyanlar Vaftizci Yahya’yı zindandan alıp huzura çıkardığında vakit gece yarısını çoktan geçmişti.
-Uzun zamandır zihnimi kurcalayan, uykularımı kaçıran bir mesele var, dedi Herod.
-Bilginlerle de konuştum, bilgelerle de konuştum ama tatmin edici bir cevap alamadım hiç birinden. Bilirim Sen peygamber soyundan gelen aziz bir adamsın.

Herod burada bir an durdu, bir süre süzdü muhatabını. Yaltaklanmasının karşılığını beklermiş gibi. Vaftizci heykel katılığındaki duruşunu hiç bozmadı. Bunun üzerine Herod devam etti.

-“Firavun’la Musa’nın hikâyesini bilirsin. Hani Firavun İsrail oğullarına musallat olmuştu da, Rab Musa’ya kavmini alıp Mısır’ı terk etmesini emretmişti ve Musa’da kavmiyle birlikte Kızıl Deniz’in kenarına gitmişti hani. Peşlerinde Firavun ve ordusu, Musa çaresizlik içinde gözlerini göklere çevirince Rab; asasını denize vurmasını buyurmuştu. Musa asasını Kızıl Denize vurmuş, Kızıl Deniz’de ikiye yarılmıştı, Musa’da kavmiyle birlikte sağ salim karşıya geçmişti. Peşlerinden gelen Firavun ve ordusu Kızıl Deniz’in bulanık sularında boğulup gitmişti.
Mesele şu, her şeye kadir olan Rab niçin İsrail oğullarını su üstünde yürütmedi de, Kızıl Deniz’i ikiye yarıp deniz yatağını onlara yol eyledi?”

Bu soru üzerine,
-Hikmet öyle bir lokmadır ki senin gibi aldanmışların kursağından asla geçmez, dedi Vaftizci Yahya ve devam etti.
-“Ama benim vazifem sorulan her soruya doğru cevap vermek, soran kim olursa olsun. Senin sualinin hikmetine gelince; bu Rabbin bir hilesidir, Firavun aldansın diye kurulmuş bir tuzak.”
-“Çünkü”, dedi Yahya,
-“İsrail oğulları su üstünde yürüyerek Kızıl Deniz’i geçseydi o zaman Firavun ve ordusu peşlerinden gitmezdi. Herkes bilir ki suyun üstünde yürünmez, bir mucizedir bu. Hâlbuki deniz yarılıp da deniz yatağı yani toprak ortaya çıkınca Firavun ve ordusu ‘biz toprağın üstünde yürürüz’ dediler, herkes toprağın üstünde yürüyebilir çünkü. Oysa denizin ikiye yarılması da bir mucizeydi ama Firavun ve ordusu toprağı görünce mucizeyi unuttu, aldandılar.
Ve herkes bilir ki aldanmak öldürür.”


Yorumlar

  1. Bu adam ve birde Nejat İşler ikiside süperler takipçinizim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir